187.dilek

*gündüzün parıltısında dilek ağacına bağlı aşk dolu dilekler, fark-edilmeyi bek-ler-

Gecenin kör karanlığında olmadık bir yerden gelip kulağına çalınmak için ısrar eden bir şarkı http://fizy.com/#s/1ahgyk gelip de yüreğindeki bir yerleri tırnaklıyorsa o gün için eksik kalanlar vardır belki de…

Tek bir oyun, sonra kalkıp gidersin
Sen her zaman risk almayı seversin
Ben inerken en dibe ağır ağır
Sen ilk gördüğüm günden bile güzelsin

Oyunun adı aşk, kan ve gül
Sen katilsin bense maktül
Çek hançerini
Son kez öp ve beni öldür

*taze sıkılmış portakal gibi hatıralar zaman zaman, tazeyken içebiliyorsan tadına varıyorsun, beklettiğin an çürümeye bırakılmış bir dilim peynir gibi küfleniyor, tadına bakmak için ağzına alamıyorsun bile*

Hisleri ile hareket edenler topluluğundai karşındakinin ufacık bir “giz”ini sezdiğinde “iz”ini sürersin…

Hislerini peşi sıra yollara döküp(arkasına döndüğünde kaybolduğunu hissederse şayet, en azından başladığı yere dönmeyi yaşamaya yeğleyenler) yaşayanlar vardır bir de, önlerinde açılmış duran hisler haritasını okumayı beceremezler, kelimeler ve hisler dünyasında kaybolup da yaşamı oya gibi işleyemezler…

Bir de sınıflandıramadıklarımız olabilir… Hem hisslerini peşi sıra kırıntılayarak gelmiş gibi görünen hem de uyku sersemliği gibi bir anda hissedilir bir iz bırakan.

Belki de iz değildi bırakılan, salt bir beğeniydi o şarkıdaki tınıya…

Kim bilir…

“G-iz-ler” fark-edilmeyi bek-ler… (beklentilerin gerçekliğe kavuşması dileği ile)

İz süremeyenler açıkca söz-ler ilet-il-se de fark-edebil-memek için kendini giz-ler…

Notes