
Dilediğiniz kişiye uzun zaman ulaşılamadı.
Eğer ki dileklerin serüvenini gün be gün geçmişten de olsa takip etmek istiyorsan, 3 gün daha açık olacak bu serüven ve sonrasında üzgünüm ama “2010’da 365 dilek” başka serüvenlerde karşınıza çıkmak üzere dileklerini üzerinize serpmeyi bitirmiş olacak.
Son 3 günün sihri kerameti de aynı yıl sonu stok sayımları gibi dilekler ile son kez bulaştıracağım elimi sihirli tozlara.
Ulaşacağım gene daha önce iyi niyetlerin dokunduğu insanlara…
Aslında bu son dilek için daha bir dolu dileklerim var ama bu günün sonuna ve son 3 güne dek böyle…
İyi dilekler ile bitirmek ve diğer maceraları da size 3’ten geriye size ulaştırmak ve bulaştırmak dileğiyle…

Hani şimdi dersem ki ben bu yıl ki hedeflerimi dilekleri kah gerçekleştirdim kah gerçekleştiremedim ama beni ayakta tutan hayata bağlayan bir sihirli dileklerim vardı.
Dün gece aklıma dilekler geldi bir sürü bir sürü gece saati kurdum yazarım diye, uyanamadım işin getiri ve götürülerinden biri daha.
Ne olursa olsun bu gece pırıltılar buluşacak…
Gel geçmişe dönelim;
Bir dileğim vardı benim hani derler ya bir şeyi 40 kere söylersen olur diye işte benim de öyle oldu…
284. Dilekten 323. dileğe bil bakalım kaç gün var?
Bir şeyi kırk kere söylersen olur misali belki de ben söylemeden içten içe dileyerek ulaştım isteklerime ama şimdi de yaşamın anını ve dileklerimi kaybetmemeyi istiyor ve dillendiriyorum.
Bu yazının bir sahibi var (birden çok da sorumlusu)
İlk gördüğümde tavrı ile karmaşık bir denklem gibi aklıma takılan bir soru gibi daha sonrasında tanımadığım bir çok insan ile aynı havayı solumaya başladığım ilk profesyonel işimde önceleri hem yakınımda hem de en uzağımda olan ve ilk iş arkadaşım.
Arka-daş bizi iyi tanımlayan bir kelime, sırt sırta verdiğimiz çalışma günlerinde şu an dinlediğim müziği, sahibi olduğu hoparlörler sayesinde bana dinleten, işe alışmamda minik ipuçlarını ofisin gizli yerlerine saklar misali, başlardaki mesafeli duruşlarımızın zamanla desteğin arka-daşlığın yerini aldığı kişi…
Gitmeler üzerine uzun süre şakalaştığımız ve sonrasında da şakanın acı gerçeğini yaşadığımız daha çok yeni anılar aleminde. Bir de şu var; ayakkabısının altına benim adımı yazdı giderken, hissediyorum ben.
Yazmak istiyorum ama olmuyor, manasız geliyor.
Son cümlemi kuruyorum bugünün dileğinde:
Sana güle güle git bile diyemedim, gözümdeki buğu saklı kaldı.
Ps: Bahar geldiğinde zeytin ağacının toprağını havalandırmak ve ona sevgi aşılamak dileğiyle hep birlikte…

Soğuk.
Kar.
Kış.
Kıyamet.
Uyku.
Duygu.
Nefes.
Son.
Dua.
Dilek.
Bir kuytu dolusu kelime kaçıp fırladı içimden.
Bir taze soluk yerleşti içime.
Kendin için bugün sen bir dilek dile.
Sakın beni bekleme.
BEKLEMEK
Gözler önünde işte
Gittikçe arınıyorum kendimden
Her giden güzelleşir
Gidiyorum güzelleşmek için
Unutulsun diye çirkinliklerim
Gelecek birisi güzeldir
Gelince güzel değil
Hele gelmişse çirkin
Yaşam, ölüm gelecek diye güzel
Ey güzeller güzeli beklediğim
Kaç saatim, kaç dakikam ya da saniyem
Artık ne gelmek ne de gitmek
Yaşamın en zor yanı beklemek
Hiçbirimiz beklemedik doğmayı,
Doğduğumuzdan beri beklediğimiz
ÖLMEK
AZİZ NESİN
Kısa ve öz bir söz, içimde biriktirdiklerim var benim, usul usul hazmedilen kelimeler ve öğütülerek yenilenen halleri ile kurulacak cümleler.
O güne ithafen söylenecek sözlerim var benim az daha demlendiğinde kıvama gelip, karşıdakini düşündürecek fikirlerim var benim.
Aklına gelenleri, içinde biriktirdiklerini söyleyebilmeni ve bunun sonucunda kendini iyi hissedebilmeni diliyorum.
Tıpkı aşağıdaki baloncuklardan çıkan hikayeler gibi özgürleşmemizi ve hafiflememizi diliyorum.

İlk aklıma gelen yazmadım ki ben o gün dediğim günlerden biri.
Dilekler cebimdeki bozuk paralar gibi.
Kumbaramı doldurma merakı yiyip bitiriyorken içimi, gün gözü ile kabaran yüreğim ancak uykuda teselli bulduğundan cebimdeki bozuk paralar şıngırdayıp duruyor.
Uyku bu akşam komşularda kalacak, biz de misafir var adı ilham, onunla iyi anlaşamıyorlar diye yan komşuya bıraktım.
Hadi hayırlısı.
Gecenin bir yarısı ağlayıp beni eve götürüüün ben evimi özlediiimmm diye bağrınmaz umarım.
Uyku yan komşuda huzur bulsun da ilham ile bir kahve içeyim tek dileğim bu benim 270’e takılı kalan…

Yazmışım yıllar boyunca, sayfa sayfa defter defter, simdi yazmakta fiziksel olarak zorlanıyorum bugün kestiğim parmakla olunca.
Zorlamadan tuşları da parmakları da, 12 yaşında yazdıklarımı gördüm bugün bir defter arasında;
‘Sevmek bir başka hele ilk aşkın olunca…’

Diye bir mısra var, o an anladım ki bir kez daha her dokunuş hayata bir başka anı oluyor zamanın akışında.
İz bırakıp geçtiğimiz yollarda, geri dönmek istediğimizde yolu bulabilmeyi ve geçmişle gelecek arasında köprü kurabilmeyi diliyorum.
Aslında manası şu, dünü şu an yazmamın;
Resimli Osmanlı Tarihi
Elinde bir kitap dünden bugüne okuyor sayfa sayfa,
Uykuya dalıyor tatlı bir kafayla,
Geçmişte buluyor kendini olmaz bir anda,
Tamda bıraktığı sayfada dünden bugüne okuduğu kitapta.
Geçmişi dünü sadece ardımızda kalan zaman olarak görmemiz ne kadar tehlikeli değil mi?
Oyundan not:
“Dün bugünü yaratır da bugün!” diyerek başlayan oyunda Turgut Özakman yüzyıllık anayasa maceramıza ince atıflarda bulunmuştur.
Bugünün dileği dünü bugüne süzüp lezzetli bir yaşam iksirini yarına taşıyabilmek.

Yol yokuş yukarı, yol yokuş aşağı
Yuvarlanıp koşmak baş aşağı
Bir düşünce var çalışma aşığı
Kaynar sular döken var başından aşağı
Pek ben değil, o da değil, belki de biz hepimiz…
Anlaşılmayan bir mantalitenin kurban rolündeki oyuncuları.
Gerçek dışı bir simülasyon içinde oynanan soytarı sirki.
Renklerin karmaşasında boyandık biz bize baştan aşağı…
Beynine giden kan ile dik duruşun gerçekleşmesini diliyorum…
Detox yapmaya kalkınca hayatın kiri tozundan kurtulmak için en özlediğim şeye vakit ayırarak başlamak istedim detox günüme.
Yılın sonu yaklaşırken hesaplaşmalar artıp neydik ne olduk derken, istemeden de olsa elimi dokunduramadığım dileklerime ve kendime zaman ayırmak istedim ve yakınlarımdan gelen ne oldu dileklerine yanıtını az zamanım varken 365’i bulmaya tekrar canlandırıp hayata geçirmeye başlamak için bir adım attım kendimce.
Bir de gün ve geçmiş günler için zamanı kendimce tanımlayan bir görselle dilek keyfime başlamak istedim.
Bir Masal ile kapanır günün melodisi. http://fizy.com/s/1ajg6p
Kaybetme kendini
Koşmacanın pençesinde,
Bir dönüp baksan
Göreceksin kendini
Yansıyan pencerende…
Dileği Fotoğrafın içine gizledim, aç bak merak edersen…